Bak DOSTUM!

Cahil ile dost olma;

İlim bilmez, İrfan bilmez, Söz bilmez, Üzülürsün...

Saygısızla dost olma;

Usul bilmez, Adap bilmez, Sınır bilmez, Üzülürsün…

Aç gözlü ile dost olma;

İkram bilmez, Kural bilmez, Doymak bilmez, Üzülürsün…

Görgüsüzle dost olma;

Yol bilmez, Yordam bilmez, Kural bilmez, Üzülürsün…

Kibirliyle dost olma;

Hal bilmez, Ahval bilmez, Gönül bilmez, Üzülürsün…

Ukalayla dost olma;

Çok konuşur, Boş konuşur, Kem konuşur, Üzülürsün…

Namertle dost olma;

Mertlik bilmez, Yürek bilmez, Dost bilmez, Üzülürsün…

Şeyh Edebali

Murad etmiş iki  güzelinsan üzmeyen nesiller yetiştirmeye…   

Bir çatı kurdular ve başladılar tüm güçleriyle gayrete;

İlmi ve irfanıyla akıl ve gönül dünyasını  aydınlatmış,  varlığıyla girdiği ortama, dokunduğu insana  aydınlığını  taşıyan alim ve arifler ,

Emrolunduğu gibi özü ve sözüdoğru ,yüzüne bakıldığında bu yüz yalan söylemez dedirtecek kıvamda  ahlakının güzelliği yüzüne yansımış , insanlığa   güven  ve huzur veren  yiğitler…

Sözünde, işinde, halinde edep ve ölçünün, incelik ve zerafetin, bir ziynet gibi parladığı asil ruhlar…

İnsanlığın derdini kişisel problemlerinin üzerinde tutan, sevilmekten

ziyade sevmeyi, almaktan ziyade vermeyi önceleyen, merhamet sahibi engin gönüller…

Hakkı bilen, kendini tanıyan, vatanını seven, atasını sayan, insanı kamiller…

Muradiye çatışında emin ellerde yetişti, yetişmeye devam ediyor …

Muradiyeli eğitimciler kalbe erişmeyen bilginin irfana dönüşmeyeceğini çok iyi bilirler.

Önce insan der; Mevlana gönüllü, Yunus  gönüllü gençler yetiştirmek için rehber olur; başarıya giden yolda yeni çağın, yeni eğitim modeliyle yarının değerlerini yetiştirirler.

Muradiye öğrencisi; sevgiyle kucaklar, heyecanla öğrenir, dener, icatlar yapar, kainatı keşfederken kendini ve sınırlarını bilir. Teknolojiyi doğru kullanırken, yaparak  yaşayarak, ve eğlenerek öğrenir.Düşünür, tasarlar, üretirken ilim ve irfana pencereler açar.Maddeden manaya köprüler kurarken, her zaman iyiyi ve güzeli arar…

Duygularını, düşüncelerini müziğin dilinden notalarla ifade ederken tasarıma zevk ve mana katar. Sağlıklı bedenler, güçlü iradeler içindir. Buna inanan Muradiye gençleri, yalnız bedenlerini değil, iradelerini de güçlendirmek için çalışır, takım ruhuyla hareket ederek milli ve uluslararası sporlarda zirveleşir.

Artık, Muradiye öğrencisi, devletin rahmet, ailenin nimet olduğunu bilerek hazırdır hizmete.

Nesillerimiz iki dünyada yüzümüzün akı olsun diye düştüğümüz bu sevdada yolumuz açık, Hak Teala yardımcımız olsun .

 

Cengiz DUYGULU

Yönetim Kurulu Başkanı

 

 

İnsanoğlu yaratıldığı günden bu yana hep öğrenmenin derdinde olmuştur.Zira onu yaratan irade ona öğrenme kabiliyeti vermiş ve ondan,  öğrendiklerinin faydalı olanları ile olmayanlarını ayırt etmesini, buna göre de amel etmesini irade buyurmuştur.İşte bu buyruk üzere insan, doğumundan itibaren çevreden gördüğü her şeyi biriktirmeye başlamış; anneyi, babayı tanımış, geniş aileyi tanımış, tabiatı tanımış ve gören göz, hisseden kalp olunca da Rabb’ini tanımış.Rabb’ini bildiği kadar kul ve insan; insan oluşuyla da hizmetin ve adaletin membaı, umudun diyarı olmuş. 

Toplumların geçmişten bugüne devam eden serüvenine bakıldığında eğitimin bu serüvene can veren unsur olduğu görülür. Bu nedenle de kuvvetli medeniyetlerin daima misyonu iyi belirlenmiş, vizyonu geniş,  sağlam bir eğitimle kurulduğunu görüyoruz tarihteki örneklerinde. Türk-İslam medeniyetinin zirveleştiği Osmanlıda, şehzadelerin eğitiminden tutun da Ahilik geleneğinin içinde şekillenen zanaat ehline varıncaya değin en incelikli eğitim ilkeleriyle hareket edildiğini, merkeze güzel ahlak ve hizmet algısıyla donatılmış insan yetiştirmenin ustaca yerleştirildiğini görüyoruz.

Tarihte pek çok kere olduğu gibi içinde bulunduğumuz günlerde de ülkemiz ve insanımız zorlu bir süreçten geçmektedir.Varlığımıza, bulunduğumuz coğrafyada tahammül edemeyen pek çok gücün  bizlere yine her yolla saldırılarını yönelttiği şu günlerde bir kere daha anlıyoruz ki en büyük zenginliğimiz ve gücümüz iyi yetiştirilmiş gençlerimizdir.Zira iyi yetiştirilmiş genç, ülkesinin her konuda istikbali demektir.    

Toplumun ve ailenin ihyası gencin ilk eğitiminin niteliğini sağlarken sonrasında devam edeceği eğitim kurumları da onu “Kökü mazide olan atiyim.” düsturunca eğitme ve bu bağlamda öğretimini de bu hedefe dönük oluşturma bilincinde olmalıdır. “İnsan ruhunda hakikate, hayra ve güzelliğe götüren üç yeti vardır: Zeka, duygu, irade.”   İşte eğitim kurumları bu üç yetinin en iyi şekilde değerlendirilip bir hedefe dönük işlenmesini gerektirmektedir. “İlim ve ahlak aynı kökten çıkar.” sözü temel felsefelerden biri olmalıdır.

İki gönül ve dava eri, Merhum Rıza Çöllüoğlu ve Sayın Mustafa Kalfaoğlu hocalarımız otuz yıl önce “maarif meselesi”ni dert edinerek ve  “milli ve manevi değerlerle donanımlı genç” yetiştirme misyonuyla yola çıkarak Muradiye Öğretim Kurumlarını kurmuşlardır.Kurum olarak 1985 yılından bu yana güçlüklerin çelikleştirdiği ruhla “ülkesine ve insanına duyarlı nitelikli insan “ yetiştirmenin yanında “akademik anlamda” da elde ettiğimiz başarıların göz dolduran niceliğiyle “iyi bir eğitim yuvası”  olmaya devam etmenin  haklı gururunu yaşamaktayız.

İyi bir eğitimin temelinde iyi eğitimciler vardır. “Eğitim ve öğretim faaliyetleri her ne kadar somut mekanların, çeşitli materyallerin, dokümanların işi gibi görünse de esasında ve özünde bu faaliyetlerin hakiki mekanı gönüller, ana materyali, dokümanı ise muhabbettir. Zira kalbin fethi gerçekleşmeden zihnin yolu açılmaz.Kalbe erişmeyen bilgi irfana dönüşmez.” “Eğitimci olmak için şefkat ve merhamet duygularının kuvvetli olması gerekir.” sözlerinin ışığında yoluna devam eden bir eğitim ve öğretim kadrosu hep şiarımız olmuştur.Bu konudaki hassasiyetimiz başarımızın temelini oluşturur. 

Bununla birlikte pek çok yeni yöntem ve tekniğin geliştirildiği günümüzde çağı yakalayan eğitim ve öğretim teknikleri, sağlıklı ve etkin teknoloji kullanımı, öğrenci merkezli sosyal faaliyetler ve değerler eğitimi, amacı ve yöntemi iyi belirlenmiş etkin okuma çalışmaları, hedefe hizmet eden sportif çalışmalar başarımızı perçinleyen unsurlardandır.

İşte böylesi hassas ölçülerin imbiğinden süzülen Muradiye gençleri, her işin Allah’ın rızası niyetiyle bereketleneceğini,  önderinin Peygamberi olduğunu, en büyük zenginliğin ahlakın güzelliğinde yattığını, merhametin her güzel duygunun kaynağı olduğunu bilir. Gayretin Müslüman’ın temel vasfı olduğunu,  ömrün emanet ve hedefin hizmet olduğunu, atalar mirası vatandan öte yar, devletten öte diyar olmadığını  bilir ve bütün bunları o, Muradiyeli kimliğiyle yaşar.

Muhakkak  ki, yüreği bütün bu değerlerle müzeyyen olan genç,  başarıya giden yolda hem çok iyi bir koşucu olacaktır  hem de bu koşuyu en ulvi değerler adına yapacaktır.Zira “şevk ve heyecanla atılan bu bilgi tohumları istikbalin çınarları olacaktır.”  

Bu niyetle çıktığımız yolda Allah’ın  yar ve yardımcımız olması niyazıyla..

 

Hayrullah KARAKUŞ
Genel Müdür