VATAN İÇİN TEKNOLOJİ

Vatan üzerinde bağımsız yaşadığımız, milletimiz ve ailemizle hatıralarımızı oluşturduğumuz, devletimizin; tarihimizin ortak ögesi olan toprak parçasına verdiğimiz isimdir. Dünyanın herhangi bir yerindeki toprak parçası bizim vatanımız olamaz. Vatanımızın bizde bıraktığı duygu fırtınasını yaşatamaz. Ancak orası toplumsal hatıralar, hüzünler, sevinçler yaşandığında toprak olmaktan çıkar, vatan olur."

İstiklal Marşımızın “Müstesna şairi Mehmed Âkif” ne güzel de anlatır bu vatan aşkını!

Bastığın yerleri "toprak!" diyerek geçme, tanı:


Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.


Sen şehid oğlusun, incitme, yazıktır, atanı:


Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı

 

Vatan hiçbir şeyle değişilmeyecek kadar kutsal bir varlıktır. Peygamber efendimiz bir hadis-i şeriflerinde “Vatan Sevgisi İmandandır” diye buyurmuşlardır. Vatanı uğruna canını düşünmeden veren kişiler topluluğuna “Millet” denilmektedir. Millet olmak kolay değildir. Bulunduğumuz coğrafyada millet olamayanların ne hale geldiklerine acı bir şekilde şahit olmaktayız.

 

Bağımsızlığını büyük bedeller ödeyerek kazanmış olan Türk Milleti, 1071’de Malazgirt’le başlayan bu mücadele de üzerinde yaşadığımız bu toprakları, asırlar boyunca şehit kanlarıyla sulayarak aziz bir vatan hâline getirmiştir.

1453 İstanbulun Fethinde Fatih’in askerlerinin, Surlara tırmanırken üzerlerine kızgın yağlar dökülmesine rağmen birbirlerine; “Bugün şehît olma sırası bize geldi!” demeleri, onların dîn, îmân ve vatan emânetini yaşatma ve gelecek nesillere taşıma heyecânının ne muhteşem ifâdeleridir.

Bundan bir asır önce kahraman ecdadımız, bütün dünyaya “Çanakkale Geçilmez” diye haykırmıştı. Onlar, Nizam-ı Alem için, Din-i Mübin-i İslâm için kanlarını ve canlarını feda ederek şehadet şerbetini içtiler. İmanlarıyla, cesaretleriyle, fedakârlıklarıyla ve Allah’ın inayetiyle büyük bir zafer kazandılar.

Şanlı târihimizde, var olma savaşı verdiğimiz Kurtuluş Savaşımızda ise yine bu millet, yok olmamak için tüm varlığını ortaya koymuş, mabetlerimize namahrem eli değdirtmemişlerdir. Şehadetleri dinimizin temeli olan ezanlarımızın susturulmasına müsaade etmemişlerdir.

Bağımsızlığı için nice fedakarlıklar yapmış, yokluklar içerisinde kahramanca mücadele etmiş bu millet, son olarak 15 Temmuz ihanet gecesinde büyük bir saldırıya maruz kaldı. Demokrasiye karşı tankların ve jetlerin ortaklaşa savaşı, kahraman vatan evlatlarının azim ve kararlığı karşısında boşa çıktı. Milletimiz 15 Temmuz gecesinde ülkesini ve milli egemenliğini hiç kimseye kaptırmayacağını canını ortaya koyarak, vücudunu tankların altına atarak, tüm dünyaya karanlık bir geceden aydınlık bir sabaha nasıl çıkılacağını gösterdi. 15  Temmuz milli ve manevi değerlerini korumak için,  bir milletin kendini anlaması, şahlanması ve titreyip aslına dönmesidir.  

Maalesef bu cennet vatan hiçbir döneminde rahat olmadı ve rahat bırakılmadı. Küresel bir tiyatro oyununun ortasındayız ve küresel bir saldırının hedefinde yer almaktayız. Irak ve Suriye’nin içler acısı halleri ortada, koskoca ülkeler göstere göstere parça parça edildi. Bu coğrafya üzerindeki emelleri bir türlü bitmek bilmeyen emperyalist, sömürgeci devletler, istediklerini elde edene kadar saldırılarına devam ediyorlar, edecekler.

Bölgemizdeki her taşın altı nifak kaynıyor, ülkemizin geleceği risk altında, biliniz ki biz güçlü olmazsak, biz diri kalmazsak, istikbalimizi elimizden alacaklar. Bu kadar yoğun ve karmaşık tehlikeler karşımızda duruyorken, nefsimize teslim olamayız. Düşünmemiz gereken bir devletimiz, bir milletimiz vardır. Savunmamız gereken bir vatanımız vardır. Dalgalandırmamız gereken bir bayrağımız vardır.

İşte bu kadim toplumun gözbebeği olan siz değerli gençler, tüm bu saldırılara karşı îmânımız için, nâmusumuz için, canımız ve malımızın muhâfazası için, vatanımızı müdafaa etmek zorundasınız. Bu sebeple sizlerin en önemli gayesi; milli mânevî değerlerine bağlı, vatanperver bir nesil olmanızdır. Nasıl ki bizden evvel bu topraklarda yaşayan ecdâdımız canları ve kanları pahasına bu vatanı bizlere armağan etmişler ise, bizler de bu mübârek vatanı, dinimiz ve hür bayrağımızla birlikte bizden sonraki nesillere bırakmak zorundayız. Gün, artık bir olma günüdür. Gün, artık milli bir duruş sergileme günüdür. Uyanık olmak ve uyanık kalmak zorundayız. Yoksa ne Malazgirt’in, ne İstanbul’un Fethi’nin, ne Çanakkale Zaferi’nin, ne İstiklal Savaşı’nın ve ne de 15 Temmuz kahramanlığının bir kıymeti olur.

 

Ünlü şairlerimizden Orhan Şaik Gökyay’ın da vatan emanetiyle ilgili “Bu Vatan Kimin” adlı şiirinde dediği gibi;

 

Bu vatan toprağın kara bağrında, sıra dağlar gibi duranlarındır.

Bir tarih boyunca, onun uğrunda, Şu kara toprağa girenlerindir.

 

Yine Merhûm Âkif, bu büyük emanet hakîkatini nesillere şöyle hatırlatır:

 

Sahipsiz olan memleketin batması haktır,

Sen sahip olursan bu vatan batmayacaktır!..

 

Yüce Rabbimiz emanet şuuruyla ilgili Al-i İmran suresi 161. ayetinde ise şöyle buyurmaktadır:

“…Kim emânete hıyânet ederse, kıyâmet günü, hâinlik ettiği şeyin günâhı, kendi boynuna asılı olarak gelir…”

Bu toprakların bize atalarımızın mirası değil, torunlarımızın emaneti olduğunu unutmayalım. Yalnız ve güzel ülkemin Siz değerli gençleri, yüzlerce kahramanlığın yaşandığı bu şanlı tarihimizi, yabancılardan daha iyi bilir ve geçmişten gerekli dersleri alırsak, vatanımıza layıkıyla sahip çıkarız. Geçmişinden ders almayan hiçbir toplumun, tarih şahittir ki, hiçbir zaman geleceği emniyet altında olmamıştır. Bu sebeple köklerimiz geçmişe, dallarımız geleceğe uzanmalıdır.

Vatana hizmet dendiğinde akla ilk olarak gelen vatandaşlık görevini yerine getirmek olmalıdır. Vatandaşlık görevini yerine getirmiş olan insanlar vatanın kalkınmasına büyük katkı sağlarlar. Bir ülkenin doğal kaynaklarının zenginliği bağımsızlık için yetmez. Günümüz dünyasında petrol ve yer altı kaynakları zengini olup da bağımsız olan hiçbir ülke yoktur. Artık savaşların ve bağımsızlığın karakteri değişmiştir. Sadece kendi teknolojisini geliştiren ülkeler bağımsızdır. Bundan dolayıdır ki gerek toplumsal refahın yükselmesinde, gerekse dünya nimetlerinin paylaşımında teknolojik üstünlüğe sahip ülkeler belirleyici rol oynamaktadır. 

Ünlü Servet-i Fünun şairlerimizden Tevfik Fikret’in de dediği gibi

Vatan, çalışkan insanların omuzları üstünde yükselecektir”.

Sevgili gençler; Bir ülkenin ayakta kalabilmesi ve yaşaması için en önemli şey, kendi teknolojisini geliştirmesidir. Vatanımızın güvenliği ve bölgemizdeki varlığımızın devamı; bilim, teknoloji ve eğitim alanlarında yapacağımız çalışmalara bağlıdır. Ülkemizin kendi teknolojisini üreten, rekabet gücü yüksek bir ülke haline gelmesi, ülkemiz için geliştireceğimiz ileri ve bağımsız teknolojiye bağlıdır.

Her Türk genci özellikle eğitim hayatında başarılı olmalı ve bu sürede teknolojik bilgilerle donanmalıdır. Başarı için şaşmaz kural, başarısızlığa karşı ısrarcı, işinde en iyi olmak ve bunun için sürekli çaba göstermektir. Üstün başarı elde etme yolunda, hedefimiz her ne ise yaptığımız işin en iyisini yapmak zorundayız. Bundan sonra hepimiz bunun için çalışmalıyız. Yöneticiysek, en iyi yönetici, doktorsak, en iyi doktor, mühendissek, en iyi mühendis, üreticiysek, en iyi üretici, askersek, en iyi asker…

 

 

Allahım,! Bizlere dünya ve ahrette iyilik ve güzellikler ihsan eyle… Vatanımızı ve milletimizi koru…! Bizleri vatan emanetine sahip çıkan kullarından eyle…! Vatan hainlerine fırsat verme…!  Amin…